Özel Arama

19 Temmuz 2009 Pazar

Balıkesir ili, Ayvalık ilçesi, Sarımsaklı (Küçükköy) beldesi’nde geçirdiğimiz berbat tatilimiz 2009

Bir kaç arkadaşımla birlikte değişik bir tatil düşüncesi ile balıkesir ayvalık ilçesi sarımsaklı beldesini seçtik. Araba ile keyifli bir yolculuk sonrası 11 temmuz 2009 akşamüzeri sarımsaklı beldesine geldik. Niyetimiz apart bir ev tutup bir hafta kadar tatil yapıp kalmaktı. Ev aramak üzere emlakçıları gezmeye başladık. Ev fiyatları soruyorduk ve bir üst limit koymuştuk kendimize. Fakat tüm emlakçılar anlaşmışcasına aynı tavır ve yaklaşımdaydılar. İşinize gelirse havasındaydılar. Hatta bir tanesi (göbekte sağdaki taksi durağının oradaki) nasıl olsa gelip dolanacaksın bize dedi, biz oradan ayrılırken.
Neyse bir ev tuttuk ve eve eşyalarımızı bıraktık. Sonrasında gıda ihtiyaçları için çarşıya markete çıktık ve beldede bulunan şok market önünde aracımızı park ettik ve araçta bir kişi kaldı ve biz de alış verişe geçtik. Beş dakika sonra arkadaşım aracı çekmemizi istediklerini söylemek üzere yanımıza geldi ve ben aracı kaldırmak üzere dışarı çıktım ve araca yönelmişken bir dolmuş söförü camdan kafasını uzatmış sürekli ağza alınmayacak küfürler ediyordu. Ben de tamam arkadaşım çekiyorum. Bir saniye bekle demeye kalmadan etraftan birkaç kişi yoğun küfürlerle üzerime yığıldılar ve çılgınca vuruyorlardı. Ben sadece “ya ben sizin beldenize misafir geldim” diyordum. Fakat dinleyen felan yoktu. Neye uğradığımı şaşırmıştım ki o esnada sarımsaklı birlik minibüs şöförü de kavganın içindeydi. Fakat ben hiçbir şekilde birşey yapmadan şaşkınca duruyordum. Birkaç dakika geçti sanıyorum şok marketin tam karşı köşesindeki emlakçı geldi ve kavgayı ayırdı ve emlakçı bir de üstüne bana da dışarıdan gelip bir de artislik yapmayın lan. Al voltanı kaybol şeklinde bir ifade kullandı. Gerçekten şok içerisindeydim. Araca bindim ve hızla oradan uzaklaştım. Arkadaşlarım markette kalmıştı. İleriden başka bir sokağa girip geri marketin oraya doğru döndüm ve aracı yine marketin önüne aldım ve araçtan indiğimde jandarma devriyelerini gördüm. Hemen yanlarına gidip, daha iki dakika önce burada başıma gelen olayı ve bana saldıranları ve araçla ilgili bilgileri verdim. Hatırladığım iki kişinin eşgallerini verdim ve karşıdaki emlakçının da bana şahit olduğunu ve beni kendisinin ayırdığını söyledim. Jandarmalarla birlikte kapı önünde oturan emlakçıya geldik ve jandarma tek kademe uzman çavuş emlakçıya burada bir olay olmuş, sen de bu adamı kavganın içinden almışsın doğru mu dediğinde, emlakçı, “hayır komutanım burada kavga felan olmadı arkadaş yalan söylüyor” deyince bir anda olayın seyri değişti. Jandarma tek kademe uzman çavuş yanımdaki arkadaşıma, arkadaşınız galiba yüksek oranda alkollü değil mi diye sordu. O da hayır cevabını verdi. Ben uzman jandarmaya şikayetçi olduğumu ve eşgalleri ve aracın da eşgalini vermeme rağmen, bak arkadaşım şimdi sen bu trafiği ihlal etmişsin, zaten esnaf da birşey görmemiş, ayrıca trafiği işgal, yanlış otopark ve insanların güvenliğini tehlikeye atmaktan cezai işlem yapacağız felan deyince anladım ki ben farklı bir şehirdeyim. Kamunun haklarını korumakla yükümlü olan kolluk kuvveti yerel halkın yanında. Biz dışarıdan gelen olarak yediğimiz dayakla kaldık anlayacağınız. Bana bir hesap çıkardılar 500 TL civarı suçlu çıktım. Dedim ki tamam o zaman ben kimseden dayak yemedim ve bir şikayetim de yok. Size de iyi akşamlar deyip dönüp gittik. Balıkesir sarımsaklı’daki ilk anlarımız itibari ile baskıcı bir beldede olduğumuz kanaatine varmıştık. Oysa ki biz rahatlamaya ve huzur bulmayı düşünerek bu ege şehrine, ayvalığa gelmiştik. Gelirken yolda da egeli insanların sıcaklığından, zeytin, zeytindalı ve zeytin yağının şevkatinden, felsefesinden konuşmuştuk ama hiç öyle değildi yaşadıklarımız. Ayvalık ve sarımsaklı bizim için tam bir fiyasko.
Yine o gece, yani sarımsaklı’daki ilk gecemizde sahile inelim ve deniz kenarında oturalım dedik. Halk plajı olduğunu öğrendiğimiz bir alana gittik ve plajda bulunan şezlong’lara oturmak istediğimizde gecenin karanlığından bir adam gelip ilk söz olarak “kardeşim siz kim oluyorsunuz da buraya oturuyorsunuz kalkın buradan ve gidin oturacaksanız denizin kenarında kuma felan oturun” demez mi. Yine bir dumur durumu idi bizim için. Biz şezlonglara daha oturamadan kalkmış ve oradan uzaklaşıyorduk ve adam söylenmeye devam ediyordu. “Ya bu dışarıdan gelenler de kendilerini ne zannediyorlarsa.” Sanırım adam sarımsaklı (küçükköy) belediye’sinin gece personeliydi ve halka ait olan bir yerden, bizi, yani halkı kovuyordu. Hani her şey mi üst üste gelir dersiniz ya bazen, bize aynen öyle olmuştu. Sarımsaklı’da muhatap olduğumuz her kişinin negatif bir elektriği vardı. Sarımsaklı beldesi bizim için yanlış bir tatil tercihiydi sanırım. Hata yapmıştık ama denemeden de bilemezdik ki.
Ayvalık sarımsaklı nasıl bir yermiş diye kendi kendimize konuşmaya başladık. Çünkü her şey çok garipti. Çok bağnaz bir halkı olduğu her halinden belliydi. Dışarıdan gelenleri sadece bir müşteri olarak gördükleri çok açıktı. Ayvalık ve sarımsaklı’da gittiğimiz her yerde bunu yaşadık kısa bir gece ve günde. Biraz ön yargı diyebilirsiniz ama ilerleyen günler de bunu bize açıkça gösterdi. O sebeple arkadaşlarımla bir karar aldık ve bu bölgenin yerel halkı bizim paramızı hak etmiyor bu sebeple alışverişlerimizi ulusal marketlerden yapma kararı aldık. Bir toplu iğne bile almayacaktık sarımsaklı beldesi ve ayvalık ilçesindeki yerel dükkan ve marketlerden. Buraya kadar gelmiştik ve tatilimizin birkaç kendini bilmez tarafından kesintiye uğramasını istemiyorduk. Tatilimize devam edecektik ama gittiğimiz hiçbir yerde ayvalık ilçesi ve sarımsaklı (küçükköy) beldesi hakkında güzel anılar anlatmayacaktık. Kötü izleri kalmıştı bizlerde.

Tatile golden retriever cinsi köpeğimiz Gypsy ile birlikte gitmiştik ve sabah erken kalktığımız günlerde o da bizlerle birlikte denize giriyordu. Bir gün öğleden sonra denize gitmek üzere kumsalda yürürken birkaç topluluktan bu köpeği denize sokmayı düşünmüyorsunuz değil mi, hem biz rahatsız oluyoruz (ben de onlara ama köpeğim Gypsy sizden hiçbir rahatsızlık duymuyor diyorum) şeklinde tepkiler aldık ve kumsalda mümkün olduğunca insanların olmadığı bir yere doğru yöneldik ve orada denize girerken sonradan oralı olduğunu öğrendiğimiz atmış yaşlarında görünümü ile modern bir kadın bize doğru geldi ve bu köpek denize giriyor ve biz bu köpekten dolayı hasta olacağız, hem burada köpeklerin denize girmesi yasak. Şeklinde sert bir üslup ve buyurgan bir tavırla orayı terk etmemizi istiyordu. Oysa ki az önce kendi kızı ve torunları bizim köpeğimiz ile güzel güzel oynuyorlardı. Kendisine bana yasağı gösterir bir kanun ya da tabela göstermesini istediğimde çok dumura uğrayacağım bir karşılık verdi. Zaten kulaklarına ve olmadık yerlerine küpe takmışsın, hem sağ ayağına da bişeyler (halhalı kastediyor) bağlamışsın ne idüğü belirsiz bir şekilde dolanıyorsun demez mi. İşte bittiğim an. Köpeğimle küpeler, piercing ve halhalımın ne alakası var diye düşünürken diyorum ki bu insanlar gerçekten çok tutucu ve kendini bilmez.
Sonrasında kadına yılda kaç kez düzenli olarak doktora gittiğini ve kaç kez koruma aşıları olduğunu soruyorum. Tabiî ki hiçbir cevabı yok. Bir süre sonra toparlanıp gidiyorlar ve arkalarında bir yığın çöp bırakıp sahili terk ediyorlar. Arkalarından şöyle demek istiyorum. Benim köpeğim hiçbir zaman sahili kirletmedi. Peki ya siz. Şimdi burada kim ne?

Daha yazılacak pek çok olumsuz yaşanmış konu var Ayvalık Sarımsaklı’ya ilişkin. Pek kafa şişirmek istemiyorum. Buraya gelmek ve güzel bir tatil yapmak isteyenleri bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Ayvalık ve Sarımsaklı’da Ege sıcaklığı ve samimiyeti hiç yok. Eğer illa ki Balıkesir’e gelmek istiyorsanız Altınoluk ve Asos taraflarına gidebilirsiniz. Oraların da denizi çok güzel ve insanı da tam bir Egeli nezaketi ile yaklaşıyor misafirlerine.

Sağlıcakla Kalın

Ahmet Kater
www.ahmetkater.com